Kapadokya Tarihi

Kapadokya Tarihi

Kapadokya tarihi hakkında detaylı bilgileri yazımızda bulabilirsiniz. Tabiat olaylarının ve geçmişten günümüze uzanan dönemlerin yer aldığı en önemli Kapadokya tarihi hakkında kısaca bilgiler aktarılmıştır. Kapadokya tarihi yerler bakımından çok önemlidir. Birçok Kapadokya tarihi eserler bu bölgeden çıkmıştır.

Kapadokya'nın Tarihi ve Tanıtımı

Milyonlarca yıl önce Kapadokya içerisinde bulunan, doğuda Erciyes batıda Hasan Dağları'nın patlaması ile yöreye dağılan lavların soğumasından sonra insanoğlunun ilk ayak bastığı çağlarda Kapadokya'nın ilk tarihi başlamış oldu.Proto-Hititlerin bu bölgede dağınık olarak yaşayan Neşa halkları ile kaynaşarak ve kültürlerini birleştirerek güçlü Hitit Devleti'nin kurulduğu görülür. Başkentleri Hattuşaş olan bu güçlü devlet M.Ö. 1200 yıllarına kadar hüküm sürer. Anadolu da istilalar başlamış ve Hitit Devleti yakılıp yıkılarak M.Ö. 1200 yıllarında ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra Anadoluda Beylikler devleti kuruldu ve uzun süre sahipsiz kaldı. 

II. yüzyılda orta Anadolu'da at yetiştirmekte ünlü Frig'lerce yönetim ele alındı. Friglere "Brgyler" yada "Brygesler" de deniliyor. Friglerden sonra Kapadokya bir müddet Med'lerin eline geçmişse de M.Ö. VI yy. ortalarında Med imparatorluğu birden bire çöktü ve M.Ö. 547 Yılında Anadolu baştan başa Perslerin eline geçti. Persler ülkelerinde "Khşatrapa" adı verilen ve eski Yunanlılarca "Satrapes" denilen vadiler tarafından eyalet usulü ile yönetiliyordu. Perslerin Kapadokya'ya vermiş oldukları isim "Katpatuka" idi. Katpatuka Pers dilinde " Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelmekteydi.

M.Ö. 333 yılında Büyük İskender Kapadokya'nın güney kısmını ele geçirerek  Sabiktas isminde bir Pers'liyi Satrap olarak atayıp büyük seferi için güneye doğru devam etti. Yaklaşık bir yıl sonra halkın desteğini alan I. Ariarethes Kapadokya'nın sınırlarını kuzeyden Karadeniz. doğuda Fırat Nehri'ne kadar genişletmişse de İskender'in üvey oğullarında Perdikkas Kapadokya'ya yürüyerek hakimiyeti yeniden aldı. Büyük İskenderin yerine geçecek bir varisi olmadan ölmesi sonucu kurmuş olduğu büyük imparatorluk sarsılmaya başladı. Tarihe Diadokh'lar diye geçen komutanlar, kurulan büyük imparatorluğu birlik beraberlik içerinde yönetmeleri gerekirken Diadokhlar tarfından kurulan küçük kırallıkların mücadeleleri yaklaşık 300 sene sürdükten sonra M.Ö. 30 yılında Romalılar tarafından son Helenistik dönem kırallığı da kaldırılarak son buldu.

M.Ö. 301 yılında yeninden dönen Büyük İskender işgal etmiş olduğu güney Kapadokya'yı kurtararak birlik ve beraberliği sağladı. V. Ariarethes'in ölümü ile Kapadokya güç kaybına uğrayarak yavaş yavaş Roma'nın etkisi altına girmeye başladı. Bundan sonra Kapadokya Roma ile Pontus krallığı arasında sık sık el değiştirdi. Kapadokya bu savaşlardan bir hayli zarar gördü.

M.Ö. 47 yılında Pontos Krallığı'na savaş açan Cesar, Güney Pontus'u aldı. Daha sonra ordusunu Mazaka'ya yerleştirerek ismi "Caiseria" olarak değiştirdi ve Kayseri, M.Ö. 17 yılında tam bir Roma eyaleti oldu.

H.Z İsa Filistin'de Hristiyanlığı ilan ettiğinde 30 yaşındaydı. Roma'nın Kudüs Valisi Ponce Pılate, "Filistin'de yeni bir devlet kuracak" diye İsa'yı suçlayınca İsa çarmıha gerildi. Fakat havarileri Filistin'den çıkarak çeşitli bölgelede Hristiyanlığı anlatarak yaymaya başlamışlardır.

Kapadokya bölgesinde doğan en önemli din adamlarından Nazianzos'lu (Nenezili) Aziz Gregorios ile Nyssa'lı Aziz Basileios zamanında Orta Anadolu'da Hristiyanlık hızla gelişerek kilise ve manastır yapımına ağırlık verilmiştir. Bu ibadethaneler genellikle vadilere, dere yatakalarına ya da bulunması zor olan yerlere yapılmaktaydı. Çünkü Hristiyanlık henüz serbest bırakılmamıştı. 310'lu yıllarda Roma'da karışıklıklar ve ayaklanmalar olmuş, Constantinus bu ayaklanmaları bastırarak Roma İmparatoru olmuştu. Constantinus İmparotor olunca 313 yılında Hristiyanlığı serbest bırakmış sonra da Roma'nın Başkentini  Byzantion'e (İstanbul) taşımıştı. Hristiyanlığın serbest olmasından sonra Kapadokya'da din hızla gelişmiş, kilise, manastır, keşişhane yapımı sürdürülerek İstanbul Patriği'nin dini etkisine girmiştir.

VII. yy. da Bizans İmparatorluğu içte ve dışta önemli olaylara sahne oluyordu. Arabistan'da İslam dini doğmuş, genişleyerek Bizans sırınırlarını zorlamaya başlamıştı. İçerde ise keşişlerin putperestlik derecesinde ikonlara tapma eğilimi tepkiye yol açıyordu. 726 yılında III. Leon'un çıkardığı bir yasa ile İkonoklastik dönem başlamış ve 100 yıldan fazla devam ederek kilise ve manastırın gücünü kırmıştır. Bu dönemde dini resimler yasaklanmış, kilise ve manastırlar kapatılmıştır. Bu durum İmparotoriçe Thedoranın ikonları 843 yılında tekrar serbest bırakmasına kadar devam etmiştir. İkonların serbestliği ile Göreme, Ihlara ve Soğanlı vadilerine yeni kiliseler yapılmıştır. Bunların içleri İncil'de bahsedilen konularala frekslendi. Bizans döneminin en güzel kiliseleri ve freskleri bu zamandan sonra yapılmaya başladı. Kapadokya'da kilise yapımları XIII. yy.'a kadar devam etti.

1071 yılında Anadolu'nun hızla Selçukluların eline geçmesi ile Bizanslıların dini inançlarına dokunulmamış ibadetleri serbest bırakılmıştır. Bu bölgede aynı yerde ve aynı zamanda yapılan kilise ve camiler her iki toplumun birbirlerine ne kadar hoşgörülü baktıklarını simgelemektedir. Bunun örneklerini Zelve Harabelerinde görmek mümkündür. Kapadokya'da yapılan kiliseler, şapeller, keşiş evleri o kadar çoktur ki bunların tam sayısını verebilmek mümkün olmamakla birlikte 400'den fazla yapıldığı tahmin edilmektedir. Kiliselerdeki resimlerin çoğu İkonoklastik Dönem'den sonra yapılmıştır.

Hem İslam akınlarına hem de 1071 yılında Anadoluya giren Selçuklulara karşı bu mağaralar sığınak olarak kullanılmışsa da Selçukluların Anadoluyu Türkleştirmesinden sonra Hristiyanlara dini özgürlükleri tanınmış bu yer altı mağaraları ve gizli ibadethaneler önemini yitirmiştir. Selçukluların dağılmasından sonra Anadolu da beylikler dönemi başladı. Kapadokya şehirleri zaman zaman bu beylikler arasında el değiştirdi. Osmanllı büyüyüp güçlendikten sonra tüm Anadolu'ya sahip olarak güçlü bir devler oldular. Osmanlılar zamanın da Hristiyanların dini inançlarına dokunulmamış fakat bu dönemde Hristiyanlar etkili dini gelişme gösteremediler.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında yapılan nüfus mübadelesinden sonra Hristiyan toplumu Kapadokya'da büyük ölçüde son bulmuş oldu.

Blog